(emrah vahap karaca r.a. videolarından not olarak çıkarılmıştır)
(video 9 - temel hak ve hürriyetler - siyasi partiler)
Siyasi partiler demokratik hayatın canlı kalması ve çok sesliliğin sağlanması adına anayasa tarafından vazgeçilmez unsurlar olarak tanımlanmaktadır. Bu yapılar hukuki statü olarak birer tüzel kişiliğe sahiptir.
Siyasi partilerin en dikkat çekici özelliklerinden biri kuruluş aşamasında kimseden izin alma zorunluluğunun bulunmamasıdır. Herhangi bir makamdan icazet almadan, sadece bildirim usulüyle kurulabilirler.
Bir siyasi partinin kurulabilmesi için en az 30 Türk vatandaşının, yani gerçek kişinin bir araya gelmesi yeterlidir. Bu kişiler bir araya gelerek içişleri Bakanlığına bildirimde bulundukları anda parti tüzel kişilik kazanmış sayılır.
Siyasi partilere üye olma ve ayrılma hakkı anayasal bir haktır. Ancak bir kişi aynı anda birden fazla siyasi partiye üye olamaz; her vatandaşın en fazla bir parti üyeliği bulunabilir.
Siyasi partiye üye olabilmek için genel şartlar mevcuttur. Kişinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması, 18 yaşını doldurmuş olması ve medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olması gerekir. Yani kısıtlı olmayan ve fiil ehliyeti bulunan her reşit vatandaş bir partiye üye olabilir.
Anayasa, görevleri gereği tarafsız kalması gereken bazı meslek gruplarının siyasi partilere üye olmasını kesinlikle yasaklamıştır. Bu grupların başında hakimler ve savcılar ile yüksek yargı mensupları gelmektedir. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay gibi kurumlarda görev yapanların siyasetle bağı olamaz.
Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde çalışan askerler ve mensuplar da siyasi partilere üye olamazlar. Askeriyenin siyaset dışı tutulması temel bir anayasal ilkedir.
Kamu görevlileri ve memurlar için de üyelik yasağı söz konusudur. 657 sayılı kanuna tabi bir memur, fiilen görevde olduğu sürece siyasi faaliyet yürütemez ve partilere üye olamaz. Ancak işçi statüsünde çalışan kamu görevlileri bu yasağın dışındadır; onlar siyasi partilere üye olabilirler.
Eğitim hayatındaki bireyler için ayrım yapılmıştır. Yükseköğretim öncesi öğrenciler, yani lise ve dengi okul öğrencileri siyasi partilere üye olamazlar. Burada öğrencinin yaşı 18'i geçmiş olsa bile, lise öğrencisi statüsünde olması üyelik engeli teşkil eder.
Üniversite öğrencileri ise 18 yaşını doldurmuş olmak kaydıyla siyasi partilere üye olabilir ve aktif siyaset yapabilirler. Bu durum üniversite gençliğinin siyasete katılımını desteklemek amacıyla düzenlenmiştir.
Akademisyenler, yani yükseköğretim elemanları için özel bir kural vardır. Profesör, doçent veya doktor öğretim üyesi olan kişiler siyasi partilere üye olabilirler ancak sadece partilerin merkez karar ve yönetim organlarında görev alabilirler. Bu kişilerin partilerin il veya ilçe gibi taşra teşkilatlarında görev yapmaları yasaktır.
Yükseköğretim kanunundan kaynaklanan bir kısıtlama olarak, üniversitelerin idari başında bulunan rektör ve dekanların siyasi partilere üye olmaları, tarafsızlıklarını korumaları adına mümkün değildir.
Serbest çalışan avukatlar bir baroya kayıtlı olsalar dahi siyasi partilere üye olabilirler. Hakim ve savcılardan farklı olarak avukatların siyasi kimliklerini belli etmelerinde yasal bir engel bulunmamaktadır.
Siyasi partilerin kapatılma süreci, devletin temel yapısını korumak amacıyla sıkı kurallara bağlanmıştır. Bir partinin devletin bölünmez bütünlüğüne aykırı faaliyetlerin odağı haline gelmesi, laik cumhuriyet ilkelerine ters düşmesi veya suç işlenmesini teşvik etmesi kapatma davası açılmasına neden olur.
Siyasi partiler hakkında kapatma davasını açmaya yetkili tek kişi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısıdır. Savcı, hazırladığı iddianame ile davayı açar ancak kendisi partiyi kapatamaz.
Kapatma davasına bakmaya ve karara bağlamaya yetkili olan tek mahkeme Anayasa Mahkemesidir. Anayasa Mahkemesi dışında hiçbir yargı mercii bir siyasi partiyi kapatma yetkisine sahip değildir. Mahkeme bu davaya savcının başvurusu üzerine bakar; kendi kendine resen dava açma yetkisi yoktur.
Anayasa Mahkemesi önüne gelen dosyada partiyi tamamen kapatmak zorunda değildir. Kapatma kararı yerine, daha hafif bir yaptırım olan devlet yardımından kısmen veya tamamen mahrum bırakma cezası da verebilir.
Bir siyasi partinin devletten hazine yardımı alabilmesi için genel seçimlerde en az yüzde 3 oy oranına ulaşması gerekir. Bu, meclise girmek için gereken yüzde 7'lik ülke barajından farklı bir orandır.
Siyasi partinin kapatılmasına veya devlet yardımından mahrum bırakılmasına karar verilebilmesi için Anayasa Mahkemesinin 15 üyesinden en az üçte ikisinin, yani 10 üyenin aynı yönde oy kullanması şarttır. Bu nitelikli çoğunluk, partilerin kapatılmasını zorlaştıran bir güvencedir.
Anayasal bir kural olarak, kapatılan bir siyasi parti başka bir isim altında tekrar kurulamaz. Bu madde, aynı kadroların ve aynı tüzüğün sadece isim değiştirerek faaliyetlerine devam etmesini engellemeyi amaçlar.
Siyasi partilerin finansmanı konusunda çok sert yasaklar mevcuttur. Bir siyasi parti yurt dışından, yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan veya yabancı tüzel kişilerden asla mali yardım alamaz.
Eğer bir siyasi partinin yurt dışından yardım aldığı tespit edilirse, Anayasa Mahkemesi başka hiçbir seçenek değerlendirmeksizin doğrudan kapatma kararı verir. Bu durumda devlet yardımından mahrum bırakma gibi hafifletici cezalar uygulanamaz.
Partiler yurt içinden aidat, bağış ve hibe gibi yöntemlerle mali destek alabilirler ancak asla ticaret yapamazlar. Şirket kurmaları veya ticari kazanç elde etmeye yönelik faaliyetlerde bulunmaları yasaktır.
Siyasi partilerin mali denetimi doğrudan Anayasa Mahkemesi tarafından yapılır. Anayasa Mahkemesi bu denetimi gerçekleştirirken uzmanlık ve teknik destek almak amacıyla Sayıştaydan faydalanır. Ancak denetim raporunu onaylayan ve karara bağlayan kurum yine Anayasa Mahkemesidir.
Bir siyasi parti kapatıldığında, oradaki milletvekillerinin üyeliği otomatik olarak düşmez. 2010 yılında yapılan anayasa değişikliği ile milletvekilliğinin bu yolla düşürülmesi uygulamasına son verilmiştir.
Siyasi partinin kapatılmasına sözleri veya eylemleriyle bizzat sebep olan parti yöneticileri ve üyelerine beş yıl süreyle siyaset yasağı getirilir. Bu kişiler beş yıl boyunca bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi veya denetçisi olamazlar.
Siyaset yasağı alan bir milletvekili meclisteki görevine bağımsız olarak devam edebilir veya belediye başkanı gibi yerel görevlere seçilebilir; yasak sadece bir siyasi parti çatısı altında faaliyet göstermeyi kapsar.
tümünü göster