• bugün (0)
  1. (emrah vahap karaca r.a. videolarından not olarak çıkarılmıştır)
    (video 4 - temel hak ve hürriyetler: kişi hakları)

    Anayasanın suç ve ceza ile ilgili ilk maddesi kanunilik ilkesidir. Buna göre hiç kimse, işlediği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz. Bir eylemin suç kabul edilebilmesi için mutlaka Türk Ceza Kanunu gibi yasal metinlerde tanımlanmış olması gerekir.

    Hakimler, kanunda suç olarak tanımlanmamış bir eylem için kendi görüşlerine göre veya örf ve adet hukukuna dayanarak ceza veremezler. Özel hukukta hakim hukuk yaratabilirken, ceza hukukunda bu durum kesinlikle yasaktır. Hakim önüne gelen kanuna bağlı kalmak zorundadır.

    Kanunilik ilkesine örnek olarak 1990'lı yıllardaki bilişim suçları verilmiştir. O dönemde internet üzerinden yapılan dolandırıcılıklar kanunda tanımlanmadığı için hakimler ceza verememiş ve beraat kararları çıkmıştır. Ancak günümüzde meclis tarafından yapılan yasal düzenlemelerle bu eylemler suç kapsdıbına alınmıştır.

    Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulabilir. Ceza hukukunda yaptırımlar hapis veya para cezası olabildiği gibi, güvenlik tedbirleri de olabilir. Güvenlik tedbirlerine örnek olarak suç aletine veya suçtan elde edilen paraya el konulması (özel müsadere) gösterilebilir.

    Sınavlarda çeldirici olarak kullanılan önemli bir nokta, ceza ve güvenlik tedbirlerinin sadece kanunla konulabileceğidir. Bu yaptırımlar cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya yönetmelikle belirlenemez; bu yetki sadece Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne aittir.

    Masumiyet karinesi ilkesine göre, bir kişinin suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar o kişi suçlu sayılamaz. Yargılama süreci devam ederken soruşturma evresindeki kişiye şüpheli (zanlı), kovuşturma yani mahkeme evresindeki kişiye ise sanık denir. Kişiye ancak hakim kesin hükmünü verdikten sonra suçlu veya mahkum denebilir.

    Hiç kimse kendisini veya kanuni yakınlarını suçlayıcı bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz. Bu ilke gereğince kişinin susma hakkı bulunmaktadır. Soruşturma aşamasında kişi avukatı gelene kadar ifade vermeyi reddedebilir.

    Tanıklıktan çekinme hakkı da bu kapsamdadır. Eğer bir kişinin yakını yargılanıyorsa, o kişi tanıklık yapmayı reddedebilir ve hakim bu kişiyi zorla şahitlik yaptırmaya zorlayamaz. Eğer zorla yaptırılırsa, bu durum üst mahkemeler tarafından bozma sebebi sayılır.

    Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez. Özel hayatın gizliliğini ihlal eden veya hukuka aykırı yollarla elde edilen ses kayıtları veya görüntüler mahkemede delil olarak sunulamaz. Aksine, bu delilleri sunan kişi hakkında özel hayatın gizliliğini ihlalden dava açılabilir.

    Hukuka aykırı delil yasağının istisnai durumları Yargıtay içtihatlarıyla belirlenmiştir. Eğer kişi bir tehdit veya mobbing altındaysa ve delil elde etmek için başka hiçbir alternatifi yoksa, alınan ses kayıtları bazı durumlarda kabul edilebilmektedir. Ancak bu genel bir kural değil, sadece zorunlu ve özel durumlar için geçerlidir.

    Ceza sorumluluğu şahsidir. Bu ilkeye göre bir suçu kim işlemişse sadece o kişi ceza alır; suçlunun ailesi veya yakınları bu suçtan dolayı sorumlu tutulamaz. Ancak suç delillerini yok eden, suçluyu kayıran veya yardım ve yataklık eden yakınlar kendi işledikleri bu fiillerden dolayı ayrıca yargılanabilirler.

    Cem Garipoğlu davası ceza sorumluluğunun şahsiliğine ve delil karartmaya bir örnektir. Asli fail cinayetten yargılanırken, anne ve babası delilleri yok ettikleri gerekçesiyle kendi eylemlerinden dolayı cezai işlemle karşılaşmışlardır.

    Hiç kimse yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirmemesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz. Yani bir kişinin kira, alım-satım veya kredi gibi sözleşmeye dayalı bir borcunu ödeyememesi durumunda ona hapis cezası verilemez. Bu durumda sadece icra ve haciz işlemleri başlatılabilir.

    Borçtan dolayı hapis yasağının tek istisnası nafaka borcudur. Eğer bir kişi nafaka borcunu ödemezse, hakim bu kişiyi ödemeye zorlamak için üç aya kadar tazyik hapsi verebilir. Bu ceza borcun karşılığı değil, mahkeme kararını yerine getirmemekten kaynaklanan caydırıcı bir yaptırımdır.

    Anayasamıza göre ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez. Ölüm cezası yani idam 2001 yılında kanunlardan, 2004 yılında ise anayasadan tamamen çıkartılmıştır.

    Genel müsadere, devletin bir suç sebebiyle kişinin tüm mal varlığına el koymasıdır ve bu uygulama bizde yasaktır. Ancak özel müsadere serbesttir; yani sadece suça konu olan eşyaya, suç aletine veya suçtan elde edilen haksız kazanca el konulabilir.

    idare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Yani üniversite veya belediye gibi idari kurumlar kişiye hapis cezası veremez. Özgürlüğü bağlayıcı ceza verme yetkisi sadece bağımsız mahkemelere ve hakimlere aittir.

    idarenin hürriyeti kısıtlayıcı ceza verememesi kuralının tek istisnası Türk Silahlı Kuvvetleri iç hizmet kanunudur. Askeri disiplin suçlarında, nöbette uyumak veya izinsiz telefon kullanmak gibi durumlarda, kurum içi disiplin hapsi uygulamaları mevcuttur.

    Uluslararası Ceza Divanı'na taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere, bir vatandaş suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez. Bu kural Türkiye'nin kendi vatandaşını koruma prensibine dayanır.

    Mülkilik ilkesi gereğince, Türkiye sınırları içerisinde işlenen her suç, failin uyruğuna bakılmaksızın Türkiye'de yargılanır. Çünkü suçun işlendiği yerdeki kamu düzeni bozulmuştur. Türkiye'de suç işleyen bir yabancı, cezasını burada çektikten sonra ülkesine iade edilir.

    Uluslararası Ceza Divanı Hollanda'nın Lahey kentinde bulunur. Savaş suçları ve soykırım gibi insanlık suçları işlendiğinde ve ilgili devlet bu kişileri yargılamadığında bu divan devreye girer. Bu gibi uluslararası suçlar söz konusu olduğunda vatandaşın iade edilmeme kuralı istisna teşkil edebilir.

    Dersin sonunda sosyal ve ekonomik haklara kısa bir giriş yapılmıştır. Sosyal haklar devletin vatandaşa sağlaması gereken imkanları içeren, devletten talep edilebilen haklardır. Bu haklar bir sonraki dersin ana konusunu oluşturacaktır.
    tümünü göster
   tümünü göster